Gunlerdir kafamda boza pisiyor. Amanda blog da, ben yazar miymisim da, elime kalemi kagidi alip bi yazmamasim da, falan da filan da… Zaten ben kendime yazar demedim ki.. Bu Gurol Efendi beni kiskaniyor sanirim J Haha!
Gel gelelim bu gectigimiz ayda neler yaptik kismina...


Gecen sene soz vermistik kendimize, seneye biz de kosacagiz diye… Sozumuzu tuttuk!
Melbourne: Bu ulkeye geldik geleli Melbourne’a gitmek istemistik. Sonunda sevgili sirketim orda musterilerle- satiscilari biraraya getirme organizasyonu yapti, ben de kaptim bir gorev, taktim kocami koluma, gittik Melbourne yoluna J Sehir guzel de, Sydney’de olmayan birsey var. Sanirim ne oldugunu buldum… sokakta sorf tahtalariyla gezen sorfculer ya da hos gorunumlu bisikletciler






Otelimiz cok guzeldi, sehre yurume mesafesinde. Benim isim cok verimli ve eglenceli gecerken, Gugom da degisik yemekler yeme firsatini buldu. Cumartesi sabahin 7 bucugunda varinca sehre, en sakin anlarini ve ilerleyen saatlerde en kalabalik anlarini gorme firsatimiz oldu. Melbourne’da Agustos – Eylul, 2-3 mevsimi bir gune sigdirarak gecermis. Golgede soguk, guneste yaz sicagi, bir bakiyorsun yagmurlu, bir bakiyorsun ilik. Mevsimlerle duygu corbasi iciyorsun Melbourne sokaklarinda yururken. Herkes orda moda farkli derdi. Sanki haklilarmiymis mi ne! Sokakta Nurhan Damcioglu kiliginin modernize halinde, kafasinda yanlamasina parlak mor sapkali, cok yuksek topuklu kizlar gorduk. Magazalarda cilgin renk ve modelli kiyafetler, ayakkabilar gorduk. Gugom beni kolumdan tuttugu gibi vitrinlerden uzaklara cekistirdi. Kafami dagitacak baska baska konulardan bahsetti. Valizim de kucuktu zaten, almadim birsey. Bir sonraki gezimize sakladim heyecanimi. Sokakta gorduklerimizle yetindik, fotolar cekindik.




Hande’nin Dogum gunu: 10 Eylul Handeloc’un 33 yas gununu kutlama senliklerine sevgili esimin bana ozel hazirladigi masaj kuponumu alarak basladim. Gecen seneye kiyasla, bu sene bir kutlama yapildi. Gelen telefonlarla ve cildirmis facebook sayfamla mutluluguma mutluluk katildi. Cumartesi aksami, birazi ofisten birazi disardan olmak uzere 14 kisilik bir grup halinde Jazushi denen Japon restoranina gittik.







Dogum gunun cilginligi sebebi ile saclarimi eskisi gibi kisalttim! Oh beeeah dunya varmis! Uzun kivircik ne zormus, tekrar animsamis oldum. Dunyanin bu yakasinda amma da eylul bebesi varmis. Ofiste yakin arkadaslarimdan biri olan Sheila’nin da 6 Eylul, gene baska bir Filipinli arkadasin da dogum gunu 16 Eylul’de olunca, ucumuzunkini kutlamak icin 10 Eylul tarihi secildi. Jazushi’de bizim icin bir odacik ayrilmisti. Iceri girerken Nesli’yle telefonda konusmaya calisiyor olsam da, “Happy Bday” nidalari icimi hoplatti. Gecenin gerisi mi…. valla yedik ictik hos gectik. Bir geldiginizde sushi severlerle tekrar gideriz.
Bu yaziyi da hemen su onumuzdeki Pazar yapilacak olan Bridge Run bilgisiyle kapatayim. Pazar sabahinan gene giyecegiz kosu takimlarimizi. Bu sefer istikamet North Sydney’den kopruyu gecerek opera binasini, Domain’in guzel yesilligini solumak ve evimiz yakinlarinda bir yerde bu kosuyu da tamamlamak. Bogaz koprusu degil de, Harbour Bridge’i gececegiz. City 2 Surf’de Sizofrenlere katkimizi, Kopru kosusunda gozleri sorunlu olanlar icin yaptik. Mutluyuz, enerji doluyuz! Blogu hemen ekleyemedigim icin Kopru Kosusunu yaptiktan sonra ekliyorum. Sizin icin birkac foto ile birlikte...

Unutmadan! Temellisinden buraya tasinan ilk ciftimizi gonulden kutluyoruz. Berfu ve Hakan 7-8 Ekim’de Sydney’e tasinma cesaretini gosterdi. Onlari muhtesem otesi harika gunlerin beklediginden hic suphemiz yok. Darisi kafasinda buraya gelme plani olanlarin basina!
Super hiper aktif, heyecan dolu gunler dileriz…